Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Hükümetin TOBB ile dansı


Hükümet sermaye örgütlerini yedekleme adımlarına TOBB ile devam ediyor. Bundan kısa bir süre önce TÜSİAD ile giriştiği polemikler neticesinde tam destek sağlamayı başardı. Şimdi sıra TOBB’da. Yöntem aynı; en zayıf noktayı bulup yüklenmek. TOBB’a bağlı 600 oda ve borsanın, yani sermayedarların kendilerini güçlendiren (Bu güçlenmeyi TÜİK’in dün açıkladığı sanayi kesimi cirolarında da görüyoruz: Şubat ayında sanayi kesimi ciroları yüzde 16,1 artış gösterdi) ama bu özellikleri dillendirildiğinde mağdur edebiyatına sarılmalarına neden olan şey sınırsız ve insafsız emek sömürüsüdür. Başbakan da hafta başında bunu dillendirdi. Yani, aslında biz bizi biliriz durumu biraz. Malumun ilanıydı Başbakanın ifadeleri ama yine de önemsemek gerek. Netice itibariyle gerçekten de özellikle tekstil sektöründeki emek sömürüsü insanlık suçu sınırlarında dolanmaktadır. Zorunlu mesai uygulamalarından, çocuk işçilerin çalıştırılmasına, tuvalet saati kontrolünden ağır koşularda çalıştırmaya ve aylarca ödenmeyen ücretlere kadar birçok günlük sömürü biçimlerinin yaşandığı bir alan tekstil. Sel suyunun içine koli taşıma aracıyla sokulup boğulan da tekstil işçileri, Yalova’da zorunlu mesaiden çıkışta, gecenin yarısında “kaza” ile öldürülen de tekstil işçileri. Umutlarını, hayallerini bu daracık yaşamda makinenin dişlisine kaptıran da tekstil işçileri.
Dün TOBB üyeleri Başbakanın çıkışına karşı bir çıkışla “irade birliği” gösterdi. Neymiş efendim: İşçinin alınteri soğumadan parasını vermek geleneklerinde varmış-mış; işçisine para veremeyen patron da bu duruma çok üzülür hatta yeri gelince ağlarmış-mış; ah bir de kayıt dışı varmış onlar zavallı patronları çok üzermiş-miş; aslında işsizlik yokmuş mesleki eğitim almayıp kendini geliştirmeyen işçi adayları varmış-mış, gerekirse ellerini taşın altına sokup mesleki eğitime destek olurlarmış-mış. Haydi oradan! Duyanda TOBB’un üyeleri olan küçük orta boy sermayenin uzay gemisi inşa ettiğini bu sebeple de ekstra vasıflara haiz işçiye ihtiyacı olduğunu sanır. Bu mesleki eğitim zırvası daha önce Koç tarafında da kullanıldı biliyorsunuz: Meslek lisesi memleket meselesi diyerek. Bırakın siz yeni vasıflı işçi yetiştirmeyi mevcut işsiz vasıflı işçileri ve üniversite mezunlarını istihdam edin yeter! Kaldı ki, mevcut üretim sistemleri içinde işçi vasıflarından arındırılmış konumdadır. Üretimin toplam bilgisi işçiden çalınıp makinelere aktarılmıştır. Dolayısıyla vasıflı işçi ihtiyacından çok makineleri çalıştıracak ve rutin tekrar işler yapacak kitlelere daha çok ihtiyaç vardır. Teknolojinin en hızlı adapte olduğu alanların başında gelen metal işkolunda çalışanların yarısından fazlası ilkokul mezunu. Demek ki yok öyle bir erişilmeyen vasıf. Bu “mesleki eğitim” propagandasının tek ve nihai amacı işsizliği meşrulaştırmak ve halihazırda çalışanları korkutmaktır.
Sonuç olarak hükümet ile TOBB’un yakınlaşması süreci ister istemez biraz sancılı ilerleyecektir. Bu dönem de kirli çoraplar daha çok ortaya serilecektir. Ancak, bu dil dalaşından işçi sınıfı ve emekçiler için olumlu sonuçlar çıkacağını beklemek yanlıştır. Zira, Rifat Hisarcıklıoğlu gibi diğer TOBB üyeleri de mayıstaki genel kurulda havlu atacak, hükümette bu hafta konuştuklarını unutacak; iş, “benim sanayicim, benim esnafım”a dönecektir. Bu çarpışmadan çıkarılacak en önemli sonuç başbakanının ülkedeki sınırsız sömürü koşullarını dillendirmesidir. Şimdi bunun ortadan kalkması için adım atmasını, gereğini yapmasını beklemek/istemek gerek!
Evrensel, Ekonomik Perspektif, 17 Nisan 2010

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 18/04/2010 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: