Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Kriz Edebiyatı


Özellikle son bir ay içerisinde yazılı ve görsel basında krize dair tespitlerden geçilmiyor. Tespit konusunda adeta herkes birbiriyle yarışıyor. “Krizi nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine bin bir türlü görüş bin bir türlü kanaldan zihnimize saldırıyor. Bir tarafta “ben demiştim”ciler. Diğer tarafta “bu da geçer”ciler. İki tarafın da ortak özelliği alternatifsizliktir.
Kriz kapitalizmin krizi mi yoksa mali dalgalanma mı? Marks haklı çıktı mı yoksa haksız mı? Kriz Türkiye’yi etkiler mi yoksa “hamdolsun” batıyor muyuz? Bu sorulara cevaplar, adeta magazin tadında hem güldürüyor hem de günlük ekonomik gerçeklerin anlaşılmasını engelliyor. Hal böyle olunca da dizi reytinglerini geride bırakan cümbüşleri seyre dalıyoruz.
Fantastik polemikleri ve köşelerinden birbirini hizalamaya çalışan bilicileri bir kenara koyarak “neler oluyor?” sorusunu kendimize yöneltirsek birkaç cevabı hızla sıralayabiliriz.
G-7 ülkeleri temsilcileri geçtiğimiz Pazar günü Paris’te bir araya geldiler. Bu toplantıda, G-7’nin eylem planında, kredi akışının yeniden sağlanması ve bankaların desteklenmesi için eldeki bütün imkânların kullanılması öngörülüyor. Yani can çekişen kapitalizme devlet “kıyağı” için itikat tazeleniyor. Son süreçte tekelci mali sermayeyi kurtarmak için 2 trilyon doları gözden çıkartan erken kapitalistleşmiş ülkeler, krizin faturasını böylelikle tüm kapitalist ülke emekçilerinin sırtına yıkmak konusundaki kararlılıklarını da göstermiş oldular. Yinede tüm müdahalelere rağmen kapitalist dünya ekonomisi durgunluğa giriyor, işsizlik artıyor, özel kesim sermaye borç bunalımına sürükleniyor.
Ülke içerisinde ise sermaye örgütleri “kriz edebiyatı” üzerinden, ücret gelirlerine ve emekçilerin diğer kazanılmış haklarına saldırıyor. İşsizlik fonunun kendilerine aktarılmasını istiyorlar. Ücretsiz izin sopasını gösterip emekçileri kötü çalışma koşullarına razı olmaya zorluyorlar. Toplu sözleşme görüşmelerinde resmi enflasyonun çok altında ücret artışları teklif ediyorlar. Kıdem tazminatlarına göz dikiyorlar.
Birleşik Metal İşçileri Sendikasının gerçekleştirdiği araştırmaya göre metal sektöründeki işverenlerin bir yıllık kârları bu sektörde çalışan yüz binlerce işçinin 5 yıllık ücretine denk geliyor. Yani durum sermaye cephesi için ağlanacak düzeyde değil.
Ama sermaye örgütleri, magazinsel ekonomik cümbüşü seyre dalmıyor ve “büyüklere masallar”la avunmuyor. Mevcut bunalım sürecini kendilerine çıkar sağlayacak bir faktör olarak değerlendirip soyut polemikler yerine somut taleplerle hareket ediyorlar.
Şimdilik etkilerini döviz fiyatlarındaki artış ve menkul kıymetler borsasındaki değer kayıplarıyla hissetmeye başladığımız uzun süreçli depresyon döneminin başında, TÜİK tarafından açıklanan işsizlik oranları ve cari açıkta meydana gelen hızlı artış, “bize bişey olmaz” klişesinin ne kadar yanlış olduğunu gösteriyor.
Tüm bu gelişmeler karşısında işçi, köylü, emekçi ve yoksul halk yığınlarının daha da kötü koşullara maruz kalmaması için; emek örgütlerine, sendikalara, aydınlara ve bilim insanlarına önemli görevler düşüyor. Tam da bu noktada krizin puslu havasını emekçiler açısından biraz olsun dağıtacak girişimlerde oluyor. Bazı sendikalar çalışma grupları oluşturuyor, durumu anlayıp harekete geçmeye hazırlanıyor. Emekten yana akademisyenler bir araya geliyor, tartışıyor, durumun vahameti konusunda halkı bilgilendiriyor.
Petrol-İş Trakya Şubesi’nin 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, krizin etkilerinin en aza indirilmesi için emek kesimini ortak mücadele hattı ve stratejisini belirlemeye çağırdı. Bu noktada da Emek Platformu bileşenlerini göreve davet etti. Emek Platformu bileşenlerinin bu önemli davete karşılık vermeleri çok önemlidir. Emek örgütlerinin “kriz edebiyatı”na kulaklarını tıkayıp, en geniş platformlarda tartışarak ortaya çıkartıp yükseltecekleri talepler emekçi ve yoksul halk kesimlerinin yoksullaştırıcı saldırılara karşı tek dayanağıdır.
Dostlukla..
Evresnsel-Ekonomik Perspektif-18 Ekim 2008

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 13/08/2009 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: