Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Ağlaya Ağlaya Kazanmak


2001 krizi sonrasıydı, Tophanedeki nargilecilerden birinde oturuyorduk birkaç kişi. Laf döndü dolaştı, o dönem yıldızı çok parlak olan, sol jargonla karışık arabesk yalnızlık yazılarıyla tanınan bir yazara geldi. O sırada nargilelere köz dağıtan çalışan yanımıza geldi: “Abi, ağlaya ağlaya kazandı; ağlaya ağlaya kaybetti” dedi. Çok muhterem yazarımız ağlaya ağlaya ve haline ağlata ağlata yazdığı yazılarını satıp yerine hisse senetleri alırmış. Borsa, 2001 kriziyle tepetaklak olunca da duygu faşizmi ile kazanıp borsada çoğalttığı servetini yitirmiş. Şimdi de ona ağlarmış.

***

Ford, ikinci çeyrekte (Nisan, Mayıs, Haziran) 2,3 milyar dolar (hisse başına 69 sent) kar ettiğini açıkladı. Şirket, geçen yıl aynı dönemde 8,7 milyar dolar (hisse başına 3,88 dolar) zarar etmişti. Yani, kapitalist bunalımın şiddetlenmediği dönemde zarar eden Ford, bunalımın en ağır döneminde kara geçmiş durumda. Ancak, Ford yatırımı olan tüm ülkelerde işçi kıyımının da başını çekiyor. Son bir yıl içinde binlerce işçisinin işine son veren Ford, nispi artı-değer sömürüsünü artırarak karlılığını da artırıyor. Aynı işçiye daha fazla iş yükü. Yani Ford’da ağlayarak kazananlardan.

Ford’un Türkiye’deki ortaklığı Ford Otosan’da karlılığındaki artışa rağmen (2008 yılı için en karlı üçüncü şirket), son yıl içinde yüzlerce işçisini işten çıkardı. İş’te kalanları ise çok daha ağır çalışma koşulları bekliyordu. Evrensel’in geçen yıl bu dönem (10 Temmuz 2008) yaptığı bir haber, krizin Ford için bahane olduğunun en çarpıcı örneği. İşte o haberden bir alıntı;
“Ford Otosan’ın mantığına göre bir işçi istirahatlı bile olsa işe gelmemiştir” diyen Ford işçisi, “Nedeni ne olursa olsun sen o gün benim işyerimde yoksun diye bakıyorlar. İşe gelmediğin için de performansın düşüktür” diye konuştu. Fabrikada bandın hızının artırılarak 1.5 dakikaya getirildiğini anlatan Ford işçisi, “Bazen bunu 1.4 yaptıkları oluyor. 8 saatlik vardiyada sürekli bandın hızı değişiyor. Sen de o hıza kendini uydurmak zorundasın. Zaten eksik elemanla çalışıyorsun. Şimdi bir de işçi çıkarılıyor. Çıkan işçinin işi de sana yüklenecek. Bu koşullarda nasıl bel ve boyun fıtığı olmayasın?” dedi.

***
Bu hafta, İSO (İstanbul Sanayi Odası) tarafından ilk 500 şirket açıklandı. Kimler yok ki aralarında; İşçi atanlar, ücret kesintisine gidenler, teşvikleri kollayanlar, sendikal faaliyetleri engelleyenler… Ama bir diğer özellikleri var ki tamamı için ortak; hepsi ağlıyor.
İşçi konfederasyonlarının neredeyse hepsi, ağlayan yalnız bırakılmaz diye düşündüklerinden olsa gerek, ortak kampanyalar düzenliyor ağlayan sermaye ile kol kola. Ne diyelim: yalan da olsa ağlayın, açılırsınız.. Nasılsa size inananlar var!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 25/07/2009 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: