Durmak Yok Yola Devam: Tam Gün Sömürü

Evrensel/27 Haziran 2009

Birkaç yıl önce Başbakan “Doçentler ne işe yarıyor?” diye sorduğunda “espri yapıyor” diye düşünmüştüm. Fakat, daha sonra bilim alanına yönelik uygulanmaya başlanan politikalar, ifade edilen şeyin bir yapısal dönüşümün ilk elden sinyali olduğunu gösterdi. O dönemden itibaren; performans kriterleri, yeni kadro ödeneklerinin dondurulması, 41. madde üzerinden Tıp fakültelerinde zorunlu rotasyonun telaffuz edilmesi, 50/d maddesine dayalı iş güvencesizliğinin yaygınlaştırılması, toplumsal muhalefetin pozisyonuna göre gündeme getirildi. Bu uygulamalardan bazıları hayata geçirilirken, bazıları zamanı gelince yeniden gündeme getirilmek üzere rafa kaldırıldı.

Bilim alanının “işe yarar” olması, o alanda yaratılan toplumsal değerin kapitalist birikime katılması ile mümkündür. Değer yaratımı konusunda en önde gelen bilim alanı Sağlık Bilimleri’dir . Bu sebeple, “Koyun bile güdemeyen(!)” bilim insanları ancak daha fazla sayıda hastaya/müşteriye ulaştıkça “işe yarar” oluyor. Çobanın performansı güttüğü koyun sayısıyla ölçülür, belli bir sayıda koyunun kurtlar tarafından telef edilmesi de hoş görülür. Sağlık alanında da artık benzer bir durum söz konusu; ne kadar çok hasta o kadar performans, o kadar ücret geliri.

Bir panelde tıp profesörü konuşmacı “önceden aynı anabilim dalında bulunan akademisyenler olarak aynı odada otururken şimdi performans sistemine geçişle birlikte aramızda hasta kapma kavgaları başladı ve farklı odalarda oturuyoruz” diyerek kapitalist yalnızlaşma ve yabancılaşmanın günlük hayattaki karşılığını çok çarpıcı biçimde vurgulamıştı.

Sağlık kapitalist değer yaratım alanı olarak yorumlanamayacak kadar hayati bir öneme sahip. Kaldı ki, benzer performans uygulamaları diğer bilim alanlarında da gündeme getirilip uygulanmakta ve böylelikle bilim insanları esas görevleri olan bilimsel üretim yerine “iş odaklı” personellere dönüştürülmeye çalışılmaktadır.

Şimdi, sağlıkta dönüşüm programı kapsamında gündeme gelen “Tam Gün Yasa Tasarısı” özellikle Tıp fakültelerini bilim alanı olma özelliğinden çıkararak ücret baskısı ile öğretim üyelerini bilimsel araştırma ve eğitim yerine rutin işlere hapsedecek nitelikte. Tasarıya karşı geçtiğimiz Salı günü toplanan Tıp fakülteleri öğretim üyeleri hem tam gün yasa tasarısı hem de sağlıktaki diğer “dönüşüm” politikalarına karşı taleplerini sıraladılar:

  • YÖK’ün Danıştay’ın kararına uyarak rotasyon uygulamasına kesin olarak son vermesini ve yeni tıp fakültelerinin kadro sorununu çözebilmek için tıp fakülteleri ile doğrudan ve yakın bir diyalog içine girmesini,
  • Ülkedeki hekim sayısını artırmak uğruna kalitesiz hekim yetişmesine yol açacak tıp fakültelerindeki kontenjan artırılmasını zorlayan politikadan vazgeçilmesini, bunun yerine mevcut tıp fakültelerindeki öğretim üyesi kadroları ve altyapının desteklenmesini,
  • Tıp fakültelerinin ihtiyacı olan veya akademik yükseltme için gereken kadro taleplerinin eskisi gibi akademik gerekliliklerin yerine getirilmesi koşulu ile bir an önce karşılanmasını,
  • Üniversite hastanelerinin finansman sorunlarının çözümü için, bu hastanelerin ürettiği hizmetin niteliğine uygun ödeme programlarının geliştirilmesini,
  • TBMM’ye sunulan Tam Gün Yasa Tasarısında tıp fakültelerinin temel işlevi olan eğitim ve araştırmayı özendiren değişiklikler yapılmasını ve öğretim üyelerine “performans puanı karşılığı” ek ödeme yerine, emeklerini karşılayacak düzeyde, emekliliğe yansıyan bir temel ücret verilmesini talep ediyoruz.

Bu haklı talepler yerine getirilmediği sürece, hepimiz uyandığımızda yanımızdakilere rüyamızda gördüklerimizi anlatabiliriz: “Rabbime sordum nerede ameliyat olayım diye… içime bir his doğdu, ABD’de Cleveland diye…”

“Durmak Yok Yola Devam: Tam Gün Sömürü” için 0 cevap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir