Prof. Dr. Sinan Alçın

segui il tuo corso e lascia dir le genti

Bazen Herşey, Bazen Hiçbir şey


Ekonomik güç, hayatın akışı içerisinde bazen bir çok şey anlamına geliyor bazen ise hayatı anlamsızlaştırıyor. Sağlık en önemli konu, sağlık hakkını temel insan hakları ekseninden çıkarıp sağlık ekonomisine çevirdiğinizde geriye cansız bedenler kalıyor. Bursa’da hiç uğruna uçup giden bedenler..
Futbolda sporun en güzel, en paylaşımcı ve halka en yakın örneği. Dört taş ve patlak bir lastik topla sokak aralarını kardeşlik mekanlarına çeviren futbol futbol ekonomisine dönüştükçe çirkinleşiyor. Kardeşlik ve paylaşımın yerini hırs ve kapitalist kar savaşı alıyor.
Barcelona’nın Gör Dediği
UEFA Şampiyonlar Ligi finalinde Katalan takımı Barcelona “dünya devi” Manchester United’ı evine eli boş gönderdi. Yüz milyonlarca avroluk bütçesiyle Avrupa’nın en zengin kulübü Manchester United futbol ekonomisinin ya da endüstriyel futbolun en gözde çiçeği. Futbolcularına meta gözüyle bakan, taraftarını müşteriye çeviren Manchester United, Türkiye’de de birçok futbol kulübünün şirketleşme hevesine yön veriyor. O kadar ki, Fenerbahçe’nin “kader” başkanı Aziz Yıldırım, genel kurul öncesinde düzenlediği bilgilendirme toplantısında “futbol” yerine futbol ekonomisinden bahsetti. Bu sebeple olsa gerek, toplantıya ağırlıklı olarak ekonomi yazarları katıldı. Yıldırım, toplantıda ekonomik güçlerinin olası şampiyon Beşiktaş’tan ne kadar büyük olduğunu gururla anlattı. Peki sportif başarı? Yıldırım için sportif başarı ayrıntı, önemli olan şirketleşen kulübün geliri. Genel Kurulda 26 milyon Fenerbahçe taraftarının potansiyel ekonomik güç olduğunu ve bu potansiyelin gelire dönüşmesi gerektiğini söylemesi şaşırtıcı değil.
Diğer “güzide” kulüplerde farklı değil. Beşiktaş kulübünün başkanına borcu 60 milyon doların üzerinde. Geçen genel kurulda Yıldırım Demirören “paramı ödeyecek babayiğit varsa aday olsun” diyerek futbol ekonomisinin aynı zamanda bir mülksüzleştirme faaliyeti olduğunu da en yalın biçimiyle görünür kılmıştı.
Galatasaray ise futbol ekonomisinin, futbolu nasıl öldürdüğüne bekli de şimdilik en ileri örnek. 100 milyon doların üzerindeki borç ve stat inşaatında işçilerin hak edişlerine el koymaktan çekinmeyen bir yönetim.
Yakın gelecek başta bu üç kulüp olmak üzere sırayla diğerlerinin de Çin veya Rusya’daki bir milyardere satışıyla karşılaşacağımız günlere gebe. Türkiye’den yurtdışına transfer edilen/satılan futbolculardan elde edilen gelir 20 milyon avro; yurtdışından transfer edilen/satın alınan futbolcu ve teknik adamlara ödenen bedel ise 80 milyon avro. Hesap basit. Kulüpler futbolu futbol ekonomisine çevirdikçe, taraftara müşteri muamelesi yaptıkça açtıkları delikte kaybolup gidecekler.
Barcelona hem Manchester’a hem de dünyanın geri kalan “endüstriyel” kulüplerine futbolun güzelliklerini gösterdi. Bu güzelliklerle başarının sağlanacağını da. Messi, Pique, İniesta, Xavi ve Puyol gibi Barcelona takımını sırtlayan oyuncuların tamamı Barcelona altyapısından yetiştiler. Her şeyin para, her şeyin ekonomi olmadığını gösterdiler.
Çarşı 50/D’ye Karşı

Süper Lig’in son haftasına girerken şampiyonluk kupasının bir ucunu yakalamış olan Beşiktaş’ın en büyük gücü taraftarı. Asla müşteri olmayan taraftarı.. Serdar Bilgili’nin parselleyip localar halinde sattığı kapalıyı çekip geri alan taraftarı.. Her yıl Dolmabahçe’de 6. Filo’ya hayır diyen taraftarı.. Nükleer Santral’e karşı olan taraftarı.. Hrant’ın katlinden sonra “hepimiz Ermeniyiz” diyebilen (Adana Demirspor taraftarı ile birlikte) taraftarı..
YÖK’ün asistan kıyımı hakkında gazetemizde çokça yazıldı, tartışıldı. 50/d maddesiyle çalışıp lisansüstü eğitimleri tamamlanınca üniversiteden atılan asistanların mücadelesi, Danıştay’ın işten atmalarla ilgili yürütmeyi durdurma kararıyla –her ne kadar önceden topu YÖK’e atan rektörlükler attıkları öğretim elemanlarını geri almamak için dirense de- bir ölçüde güç kazandı.
Geçtiğimiz hafta Galatasaray maçında Beşiktaş’ın taraftar grubu Çarşı, futbolun sadece futbol olmadığını bir kez daha gösterdi. Gözlerinin, kulaklarının, yüreklerinin kapalı olmadığını gösterdi. Oyunun sadece sahada oynanmadığını hatırlattı: “Çarşı, 50/d’ye karşı”.
Beşiktaş’ın yürekli taraftarlarının şampiyonluğu kutlu olsun!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 31/05/2009 by in Köşe Yazıları and tagged .
Follow Prof. Dr. Sinan Alçın on WordPress.com
%d blogcu bunu beğendi: